Afganistan’da İşgalci güçler geri çekildi yerine islamcı Taliban dikatörlüğü geldi – DuvarYazisi.org

HomeAlmanyaManşet

Afganistan’da İşgalci güçler geri çekildi yerine islamcı Taliban dikatörlüğü geldi – DuvarYazisi.org

Ezilen ise yine halk, ağlayan yine insanlık oldu.

Emperyalizm ve onun gölgesinde türeyen gericilik de Afganistan halkına ancak baskı, savaş, ölüm, kölelik ve orta çağ karanlığı getirdi ve getiriyor. Birisi dünya kamuyonu arkasına alarak 20 yıldır hümanist bir projeymiş gibi kendisini satabiliyor, diğeri ise açık ve kaba kuvvetle vahşiliğini bile kamuflaj etmeye gerek duymadan islami yaşam biçimine uymayan herkese, özellikle de kadınlara, baskı ve ölümü reva görüyor.

ABD öncülüğünde sürdürülen işgal 20 sene sona yerini Taliban şiddetine ve kaosa bıraktı.

2001‘de NATO batı dünyasının güvenliğini korumak, sözde kendini savunma, adına Afganistanı işgal etti.

Bu işgale desteğini esirgemeyen Almanya‘nın işgale neden katıldıklarını zamanın savunma bakanı Struck 2004 yılında çok net bir şekilde ifade etmiştii: „Güvenliğimiz Hindukusch‘ta da (yani Afganistan) savunuluyor“. Güvenlik derken tabiiki Almanya‘nın askeri-ekonomik çıkarlarının, ticaret rotalarının güvenliği ve yer altı kaynaklarının kendi çıkarları için güvenliği kast edildiğini çok iyi biliyoruz.ii

Afganistan işgaline ve sürdürülen ekonomik ve asgari çıkar çatışmalarına, daha geniş bir şekilde ele alınmasını gerektiren bir yazı konusu olduğu için, burda daha fazla girmeyeceğiz.

Bir dönemin sonu:

Afganistan işgalinin sona erdirilmesini başlatan Amerikan Başkanı Trump‘i bütün diğer işgalci ülkeler takip etti. Eski Afgan hükümetinin kaygılarına rağmen ABD‘nin Taliban‘la yaptığı görüşmelerin sonucu olarak 2021‘ın Ağustos ayının sonuna kadar bitirilmesi planlanan geri çekilmeye 2 hafta kala, Taliban bütün ülkeyi zaten kontrol altına almaya başlamıştı.

Taliban’ın ülkeyi tamamiyle etkisi altına almasıyla tüm topluma baskı uygulayan ve orta çağ karanlığını halklarına reva gören islamist rejimlere bir yenisi daha eklendi. Ortadada bırakılan savunmasız ve örgütsüz sivil halk kitleleri böylelikle baskıya ve ölüme terk edildi. Batı destekli eski afgan rejimi ise ele geçirdiği varlık ve paraları kaparak kendini kurtarmak için yurt dışına kaçtı.

Almanya‘nın iki yüzlülüğü

Taliban hızlı ilerleken, bütün uyarı ve protestolara rağmen, hatta eski Afgan rejiminin uyarılarına rağmen, Almanya halen Afganlı mültecileri sinir dışı etmekte (Abschiebung) ısrar ediyordu.

Almanya‘nın Afganistan’dan geri çekilişi ve yaşamı tehlikede olan Afganlıların yurt dışına çıkarılması tartışılırken, CDU gibi gerici, ırkçı ve AFD gibi faşist partiler ise Almanya kamuyonda yine ırkçı söylemleri yaygınlaştırmaya çoktan başladılar.

Afganistan işgali, Almanya‘nın da geri çekilmesi, Talibanın gelişi ve insanlarının kurtarılması değerlendirilirken, Almanya Taliban‘ın bu kadar hızlı ilerleyeceğini kestirememiş ve bir hata yapmış olduklarını itiraf etmek zorunda bile kaldılar.

Taliban‘ın baskı ve şiddetine uğrayacak yüzbinlerce insanın ülke dışına çıkarılması için son günlerde kaotik ve çok telaşlı anlar yaşandı. Onbinlerce insan tek çıkış yolu olan havalimanına akın ettiler. Fakat Taliban hava limanına çıkan yolları kontrol altına almıştı. Yıllardır Almanya için çalışmış onbinlerce Afganlı zamanında gereken hazırlık yapılmadığı için kurtarılamadı veya kurtarılmak istenmedi. Yakın zamanda ortaya çıkan bilgilere göre humanist kuruluşlar kendi çabalarıyla uçak kaldırıp onlarca insanı kurtarmaya çalışırken, Alman devleti gereken işlemleri engellemiş. Afganistan’da kaldırılan ilk uçaklarla İnsan kurtarmak yerine bira ve şarap zulalarını kurtaran bir zihniyete sahip devletten başka ne beklenir ki?iii

İşgalci güçlerin uçaklarına muhtaç durumunda kalan onbinlerce Afganlı havalimanında zor günler yaşarken, bir de canlı bombalı katliamlar yaşandı. İşgalci güçlerin geriye bıraktıkları silahlarla ülkenin her tarafını kontrol eden Taliban, ne hikmetse canlı bomba eylemini üstlenen İS-K adlı örgütünden bi habermiş! Tüm bu gelişmeler yaşanırke Taliban yaptığı basın açıklamaları ve söylemleriyle daha ılımlı bir imaj çizmeye çalışarak gelecekte batıyla veya diğer çevre güçleriyle iyi ilişki ve işbirliği imkanlarını korumaya çalışmakta.

Almanya‘nın Afganistan’daki iki yüzlü rolünü bir çok noktada ele almak mümkün:

Bugüne kadar süre gelen işgali „güvenliğimizi korumak“ adına yapan Almanya Afganistan’da bulunduğu süre içerisinde yüze yakın insanı katletmişti. 4 Eylül 2009‘da Kundüs‘da Taliban tarafından kaçırılan benzin tankerlerinden benzin almaya giden yüzlerce Afganlı sivil halk Alman komutan Albay Georg Klein‘nin emriyle havadan bombalatıldı. Bu bombalı saldırıda yüzün üzerinden insan katledildi. Suç duyurusunda bulunan bir ailenin davası sonuçsuz bırakılırken, Albay Klein 3 yıl sonra ödüllendirilerek generalliğe terfi ettirildi.iv

Ülkede iç şavaş devam edip her gün çatışma ve bombalamalar sonucu onlarca insan yaşamını yititrirken, Almanya 2016‘dan bu yana 1000‘e yakın Afganlı mülteciyi Afganistan‘ın güvenlir ülke olduğu gerekcesiyle sınır dışı etti.

Almanya‘nın Afganistana girişinden bu yana uyguladığı bütün tutarsız ve ölümcül politikalarını eleştiren muhalif partiler, özellikler son ayların incelenmesi için bir parlamenter araştırma komisyonu kurulmasını talep ediyorlar, ama ne yazık bu talep 26 Eylül 2021 tarihinde yapılacak genel seçimlerinden sonraya ertelendi. Böylelikle o güne kadar gündem zaten değişecek, konunun can alıcılığı da etkisini yitirecek.

Almanyanın Afganistan ile ilgili iç politikadaki iki yüzlülüğü kendini hep ırkçılıkla yansıtıyor. Can derdini yaşayan onbinlerce Afganlının kurtarılması için Almanya‘nın her yerinde solcular, antifaşistler ve insan hakları mücadelesi veren kesimler dayanışma eylemleri yaparken, başta Şansölye adayı Laschet olmak üzere, CDU ve CSU gibi partiler ırkçı söylemlerini yine piyasaya sürüyorlar. AfD ile yarışırcasına göçmenler ve mülteciler yine büyük bir tehlike olarak ilan ediliyorlar.

Bu ırkçı tutum kendini bugünlerde „2015 tekrarlanmayacak“ sözüyle ifade ediyor. Yani, 2015‘de olduğu gibi yüzbinlerce mülteci Almanya‘ya alınmayacak. 2015‘de yüzbinlerce insan, özellikle Suriye‘den yola çıkıp Balkan ülkeleri üzerinden Avrupa kapılarına dayanmışlardı. Bu durumda kapıların açılmasından başka pek fazla bir çare yoktu. Merkel‘in „Wir schaffen das“ („birlikte başarırız“) demesiyle ve kapıların açılmasıyla beraber ilk başlarda büyük dayanışma ve hoş görü gösteri eylemleri oldu. Ama çok fazla sürmeden mülteciler, 2015/16 Köln’deki yılbaşı eğlencesi bahane gösterilerek, yoğun medya bombardımanı sonucu yine bela, kriminel ve iç güvenliğini tehdit eden bir potansiyel olarak damgalandı. Bunun hemen akabinde Almanya genelinde ırkçı-faşist hareketler gelişmeye başladı. Dresden’de başlayan Pegida hareketiv bunun ben bariz örneğidir.

Geçmişten de bildiğimiz hep aynı kışkırtmalar ve hedef göstermeler. Yine 1980‘lı yıllarda‘da „das Boot ist voll“ („gemi doldu“) söylemleri ile yoğun bir kışkırtma propagandası yukarıdan aşağıya başlatılmış ve böylelikle ırkcı-faşist saldırılar dalgası başlamıştı.

2015‘ın sonlarında başlatılan ırkçı ötekileştirme ve kışkırtma ortamı AfD‘nin güçlenmesine yaradı. Şimdi CDU ve CSU partileri Federal seçimler yaklaşmış iken böyle bir ırkçı havayı kendi lehlerine çevirmek istiyorlar.

Ama bu hesap artık pek de tutacak gibi görünmüyor.

Bize düşen ise ırkçı söylem ve eylemlere yer vermeyip zor durumda olan Afgan halkıyla dayanışmayı yükseltmektir.

Yaşam güvenliği tehlikede olan ve ülkesini terk etmek zorunda kalan mültecileri karalamaya yönelik hiç bir ötekileştirici söyleme yer vermemeli. Biz Almanya‘da yaşayan göçmenler ve mülteciler bu ötekileştirici ve karalayıcı söylem ve politikalardan çok çektik ve halen de çekiyoruz. Ne Türkiye‘de, ne Almanya‘da ne de başka bir ülkede yabancı gözüyle bakılan insanlara dışlayıcı ve ayrımcı gözle bakılmamalı. Ne yazıki sol görünümlü çevrelerde de kuşku ve kaygılı bakışlara tanık olmaktayız. Böylesi bir tablo ise insan haklarına sahip çıkmanın ve dayanışmanın geliştirilmesinin önünde duran en önemli engellerden biridir.

Göç evrensel bir haktır.

Mültecilere tepeden bakmak da ırkçılıktır.

Yaşadığımız ülkede ortak bir gelecek için dayanışmayı büyültelim.

Duvaryazisi.org

i Almanya`nın Afganistana asker göndermesi 22 Aralik 2001 tarihinde o dönemin SPD ve Yeşiller Partisi koalisyonunun Başbakanı Gerhard Schröder`in Federal Parlementoya sundugu önerge ile kabul edilmişti

ii LINKEN-MdB Sabine Zimmermann vom 26.8. 17 ergab, dass die Bundesrepublik bisher Soldaten in insgesamt 52 Auslandseinsätze geschickt hat, und dafür insgesamt 21 Mrd. Euro für Auslandseinsätze ausgab. 410 000 Soldaten wurden seitdem ins Ausland geschickt,

Die Linke (Sol Parti) milletvekili Sabine Zimmermann’ın 26.08.2017 tarihinde yaptığı araştırmada Alman ordusunun 1991 yılından itibaren dünyanın çeşitli ülkelerine 52 kez asker gönderdiğini ve bu yurt dışı asker sevkiyatlarına 410,00 askerin katıldığını bu sevkiyatların alman devletine maliyetinin ise 21 Milyar Euro olduğuna dikkat çekmişti.

Kaynak: https://www.linksfraktion.de/themen/a-z/detailansicht/bundeswehr-auslandseinsaetze/

iii Afghanistan: Deutschland ließ tausende Liter Bier und Wein ausfliegen – aber Ortskräfte blieben zurück | Politik (merkur.de) Almanya binlerce Litre bira ve şarap

iv https://www.deutschlandradio.de/oberst-klein-wird-general.331.de.html?dram:article_id=217621

v Patiotische Europäer gegen die Islamisierung des Abendlandes, Avrupanın islamlaştırılmasına karşı yurtsever Avrupalılar.