Enver Şimşek katledilişinin 25. Yılında anıldı
Tarih 9 Eylül 2000, Almanya`nın Nürnberg kentinde Langwasser ile Altenfurt`u biribirine bağlayan işlek bir yol kenarında çiçek tezgahında müşteri bekleyen 39 yaşındaki Enver Şimşek uğradığı silahlı saldırı sonucu ağır yaralandı. Saldırıdan üç gün sonra hayatını kaybetti.
Saldırı sonrası polis çok yönlü olayın araştırması yerine aileyi sorgulayarak ‚uyuşturucu, mafya, haraç yada özel ilişkiler‘ üzerinde durarak geride kalanları zan altında bırakmayı seçti, kriminalize etti.
4 Kasım 2011 yılında Nazi Uwe Mundlos ve Uwe Böhnhardt’ın ‚intihar’ ettikleri ve Beate Zschäpe‘nin kaldıkları evi ateşe vermesinden sonra saldırıda kullanılan silahın da yaşadıkları evin enkazında ele geçirildiği açıklandı. Cinayetlerde kullanılan Çeşka 83 7,65 mm ve Browning 6,35 mm silahların bulunması ile cinayetlerin NSU faşist örgütün işlediği ortaya çıktı.
Faşist NSU hücresinin açığa çıkması ‚güvenlik‘ güçlerinin başarısı değil, başarısızlığını ve devletin sağ gözünün kör olduğunu bir kez daha ortaya çıkarttı.
NSU faşist terör örgütünün işlediği cinayetler.
Enver Şimşek: Nürnberg, 09. Eylül 2000, çiçekçi tezgahında silahlı saldırı sonucu 39 yaşında hayatını yitirdi.
Abdulrrahim Özüdoğru: Nürnberg, 13 Haziran 2001, terzi dükkanında kafasına sıkılan iki kurşunla hayatını yitirdi.
Süleyman Taşköprü: Hamburg-Bahrenfeld, 27 Haziran 2001, babasının sebzeci dükkanında 31 yaşında iki farklı silah ile üç kurşunla öldürüldü.
Habil Kılıç: Münich-Ramersdorf, 29 Ağustos 2001, sebzeci dükkanında 38 yaşında silahlı saldırı sonucu hayatını yitirdi.
Mehmet Turgut : Rostock, 25 Şubat 2004, dönerci dükknında 25 yaşında kafasına sıkılan üç kurşun ile katledildi.
İsmail Yaşar: Nürnberg, 09 Haziran 2005, dönerci dükknında kafasına sıkılan beş kurşun sonucu 50 yaşında hayatını yitirdi.
Theodoros Bulgarides: Münih, 15 Haziran 2005, ortağı olduğu anahtarcı dükkanında silahlı saldırı sonucu 41 yaşında hayatını yitirdi.
Mehmet Kübaşık : Dortmund, 4 Nisan 2006, Kiosk dükkanında uğradığı silahlı saldırı sonucu 39 yaşında hayatını yitirdi.
Halit Yozgat : Kassel, 6 Nisan 2006, çalıştırdığı Internet kafede kafasına sıkılan iki kurşun sonucu 21 yaşında hayatını kaybetti.
Michele Kiesewetter: Heilbronn, 25 Nisan 2007, polis memuru silahlı saldırı sonucu kafasına sıkılan kurşun sonucu hayatını yitirdi.

Beate Zschäpe 8 kasım 2011‘de polise teslim oldu. 2013 yılında Münih Yüksek Bölge Mahkemesi (Oberlandesgericht) NSU davası olarak anılan dava 2018 yılında sonuçlandı. Toplam 5 kişi öldürmeye teşebbüs ve terör örgütüne yardım ettiklerine dair çeşitli cezalara çarptırıldılar. Beate Zschäpe ömür boyu hapse mahkum edildi.
Mahkemede yakınlarını yitirenlerden özür bile dilemeyen ve yıllarca işledikleri cinayetler hakkında konuşmayan Zschäpe, kısa bir süre önce pişmanlık programına başvurusu kabul edilerek bir süre sonra tahliye etmesi bile mümkün olacak.
Nasyonal Sosyalist Yeraltı Örgütü (Nationalsozialistische Untergrund NSU) Dokuz göçmen kökenliyi ve bir alman polisini katletti. 15 banka soygunu ve iki bombalı saldırı düzenlemiş olmasına karşın Anayasayı Koruma Örgütünün (Verfassungschutz) ve Alman polisinin NSU terör hücresinden haberdar olmamasına kimse inanmıyor.
Anayasayı Koruma Teşkilatının dosyaları imha etmesi ve bazı dosyalar hakkında gizlilik kararı alınması, devletin bazı yetkililerin NSU’nun işlediği cinayetlerden haberdar olduğu şüphesini uyandırmakta.
Bir çok sorunun cevapsız kaldığı, belgelerin imha yada gizlendiği bir ortamda, eyalet parlementolarının kurdukları araştırma komisyonlarının da herhangi bir sonuca ulaşmasının da şansı olmamakta.
Dönemin başbakanı Angela Merkel verdiği „NSU terör hücresinin işlediği cinayetler ve saldırılar konusunda bütün detayları ile aydınlatılacaktır.“ sözü tutmadı.
Bu üç faşist`e destek olan kişiler, kurumlar hakkında bütün sorular yanıtsız kaldı.
Küçük yaşta babalarını kaybeden Semiya ve Abdülkerim Şimşek, NSU faşistlerinin saldırısı sonucu hayatlarını yitirenlerin diğer yakınları gibi devlete olan güvenlerini kaybetmiş durumdalar. Sadece yakınlar değil kamu vicdanı zedelenmiş durumda. Göçmenlerin güven içinde hayatlarını sürdürmesinden bahsetmek çok zor.
Başından beri aileleri sorgulayan polis 2006‘da kurduğu özel araştırma biriminin ismini bile ‚SoKo Bosporus‘ koyarak soruşturmayı Türk yada Kürt mafyası, haraç, uyuşturucu veya aile içi sorunlar gibi konular üzerine durarak kayıp yakınlarını zan altında bırakmış, terörize etmişti. Başında ‚Döner cinayetleri‘ olarak bahseliyordu. NSU bağlantısı ortaya çıktığın da devlete ve ‚güvenlik‘ güçlerine, basına olan güven sarsılmıştı.
NSU buzdağının sadece görünen kısmı!
NSU cinayetlerinden sonra da faşist saldırılar devam etti. 1 Haziran 2019‘da Walter Lübcke (CDU) evinin terasında kafasına sıkılan kurşunla can verdi.
19 Şubat 2020 Hanau katliamında Dokuz göçmen kökenli genç silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti.
Almanya’da 1980 den bugüne Nazi saldırıları sonucu 300 kişi hayatını yitirmiş durumda.
AFD’nin gittikçe güç kazandığı günümüzde, önümüzdeki süreç de göçmenler ve demokrasi güçleri açısından kolay olmayacaktır.
Irkçı-faşist saldırılar sonucu hayatını yitirmiş olanların yakınları arasında bir ilişki ağıda kurulmuş durumda.
Hak arayışını ve ırkçılığa karşı mücadeleyi birlikte sürdüren kayıp yakınlari aynı zamanda birbirlerine güç veriyorlar.
Enver Şimşek öldürülmesinin 25. Yılında, öldürüldüğü yere ismi verilen meydanında yapılan anma toplantısına yağmura rağmen yaklaşık 300 kişi katıldı.
Yapılan konuşmalarda kayıp yakınlarının ortak acıları dile getirilirken, mahkemesi görülmüş bir dava olmasına karşın hiç bir şeyin açıklığa kavuşmadığı dile getirildi.
Irkçılığa karşı ortak mücadelenin önemine vurgu yapıldı. AfD’nin ikinci en güçlü güç haline gelmesi karşısında diğer partiler, halkın sorunlarına çözüm getirme yerine AfD’nin söylemlerini yerine getirmek için sıraya girmiş durumdalar. Ekonomik krizin, işsizliğin suçunu göçmenlere yıkarak ırkçılık körüklenmekte.
Vereceğimiz ortak mücadeleyi güçlendirdikçe bazı şeyleri engelleyebilirize vurgu yapıldı.
Ali Şahverdi

