Mültecilere insanca yaşam hakkı ve Gazze’de soykırımın durdurulması için mücadele!
Dünya genelinde gerici ve faşist güçler daha pervasızca ve daha etkin bir şekilde sahnede yer alıyorlar. Bir çok ülkede iktadarda yer alırlarken (Almanya’da da olduğu gibi) bir çok ülkede de gelişmelerine, parlamentoda güçlenmelerine ve sokağa hakim olmalarına zemin hazırlanıyor.
1990’ların başında mutlak zaferini ilan eden Kapitalizm bugün sebebi olduğu yeni krizlerini aşmak için yine topluma, alt kesimlere, işçi sınıfına, azınlıklara, kadınlara yeni yük, fatura ve zorluklar reva görüyor.
Bu yetmiyormuş gibi, alt kesimlerden biri, pahalılık, yoksulluk, işsizlik, kemer sıkma politikaları, sosyal hizmet ve yardımların kesilmesi … gibi sonuçların sorumlusu gösterilip, olumsuz sonuçlara katlanmak durumunda olan kesimler karşı karşıya getiriliyor. Yani bildiğimiz ‘böl-yönet’ taktiği daha açık bir şekilde devreye sokulmakta.
Toplumun değişik kesimleri arasında kışkırtılan kin, nefret, düşmanlık gibi duruşlarla, insan hakları, işçi hakları, kadın hakları, azınlık haklarının erizyona uğraması kaçımılmaz bir süreçmiş gibi empoze ediliyor.
Dayanışma, ortak mücadele, dostluk, kardeşlik vs. yerine gericilik, ırkçılık, faşist düşünce, kadın düşmalığı vs. meşrulaştırılmaya çalışılıyor.
Barış yerine savaş kışkırtıcılığı yapılıyor. Topluma militarizm dayatılıyor.
Bu tablonun bütününü Almanya’da da yaşıyoruz.
Ama dünyada olduğu gibi Almanya’da da demokrasiden, eşitlikten, kardeşlikten ve barıştan yana vicdanlı insanlar gidişata seyirci kalmayacaklar.
Nasıl Fransa’da yüzbinlerce işçi ve öğrenci kısıtlamalara karşı sokaklara dökülüp hayatı felç edebiliyorsa veya Nepal’da yüzbinlerce genç soyguncu iktidarı alaşağı edebiliyorsa, Almanya’da da bir çok alanda süren ve gelişip büyüyecek mücadeleler verilmektedir.
Bir çok mücadeleden şimdilik yalnız iki örneğini paylaşmak istiyorum:
Mülteci Kervanı
20 Eylül C.tesi günü ‘We’ll come United’ çatısı altında birleşen mülteciler Thüringen’den başlayıp Sachsen ve Brandenburg Eyaletlerinde kervan halinde geçerek 27 Eylül C.tesi günü Berlin’e varmaları bekleniyor. Kervan yol boyunca vardığı yerlerde, özellikle mülteci kampları önünde, izole edici kampların kapatılmasını, hareket özgürlüğünü, Bezahlkarte (ödeme kartı) gibi ayrımcı bir uygulamanın kaldırılmasını talep ederken deportların da (Abschiebung, sınır dışı edilme) durdurulması istemini seslendirecek.
İnsanlar en doğal hakları için bile halen sokaklara dökülmek zorunda kalıyorlar. Kendisi mülteci zorluklarından geçmiş, Almanya’dan deport edilmek istenmesine rağmen gördüğü dayanışma sonucu Almanya’da kalabilmeyi başarmış Somali’li bir kadın, kervana bir gazeteci olarak katılırken günlüğüne aynen şöyle yazıyor: ‘Barınma hakkı bir haktır. Çalışma hakkı, aile birleşimi, herkes için eşit sosyal ve siyasi haklardır. Avrupa sınırlarında, Akdenizde ölümler durdurulsun. Faşist ve ırkçı güçlere taviz verilmesin.’
Kervanın bu sene yapılmasının nedeni 2015 umut yürüyüşünün (yüzbinlerce göçmen Balkan hattında Avrupa sınırlarını aşarak Almanya’ya da gelmesinin) 10. yıldönümü olmasıdır.
Bundan tam 10 yıl önce çok kısa bir süre için yaşanan ‘Willkommenskultur’a atıfta bulunularak ‘Willkommenskultur dayanışma ile başlar’ söylemi öne çıkarılıyor.
Kervan henüz yoldayken, 2012’de mülteci protestoların merkezi olan Oranienplatz’da da 20 Eylül – 1 Ekim arasında bir çadır kent kurulacak ve ırkçılık, göç ve mülteci politikaları konularında değişik etkinlikler olacak.
Kervanın Berlin’e 27 Eylül’de gelmesiyle beraber saat 11’den başlayacak bir geçit töreni gerçekleşecek. Oranienplatz’da başlayacak geçit töreni, bittiği yerde (Alexanderplatz) Gazze’deki soykırama karşı düzenlenecek büyük yürüyüşe katılacak.
Daha fazla bilgi için şu linke takip edebilirsiniz: Welcome United
Gazze soykırıma karşı büyük yürüyüş
İki yıldır dünyanın gözü önünde bir soykırım uygulanıyor. Faşist İsrail devleti Gazze’yi yerle bir ediyor. Bugüne kadar çocuk, kadın, yaşlı, genç, gazeteci, sağlık personeli, BM çalışanı vs. ayırt etmeden 64 binden fazla insan katledildi. Şu an Gazze’nin komple temizlenmesi ve işgali kara harekatı ile sürmekte. 2 Milyon’dan fazla Filistinli her an öldürülmek veya yurdunu terk etmekle karşı karşıya. Başta ABD ve Almanya emperyalizminin maddi ve manevi desteği ile gerçekleşen bu insanlık suçuna karşı dünyada protestolar da yükseliyor.
Daha fazla bir şey yazmak yerine, 27 Eylül C.tesi günü saat 14:30’da
Neptunbrunnen/Alexanderplatz’da başlayacak büyük yürüyüşün çağrısının önemli bölümlerini paylaşıyorum:
“Bizimle birlikte kırmızı çizgiyi çekin: Sokağa çıkın!
Gazze’de hala bütün aileler bombalarla yok ediliyor ve her gün siviller, aralarında birçok çocuk da olmak üzere, rastgele öldürülüyor. Açlık çeken insanlar, İsrail’in kontrolündeki az sayıdaki dağıtım noktalarında yardım arıyor, ancak orada ölümle karşılaşıyor. Bağımsız insani yardım ve erzak dağıtımı İsrail tarafından engelleniyor ve önleniyor. Gazze Şeridi’nin neredeyse tüm nüfusu kaçıyor.
İsrail hükümetinin eylemleri, uzmanlar ve uluslararası kuruluşlar tarafından uzun süredir soykırım olarak tanımlanıyor ve Uluslararası Adalet Divanı tarafından da bu şekilde soruşturuluyor. Herkes İsrail ordusunun Gazze’de kitlesel katliamlar yaptığını görebilirken, Alman hükümeti sistematik şiddeti inkar ediyor.
Almanya’nın bu suç ortaklığını sona erdirmek istiyoruz!
Federal hükümetten ve Alman Federal Meclisi’nden şunları talep ediyoruz:
* İsrail ile her türlü askeri işbirliğini sonlandırın.
* İnsani yardımın engelsiz erişimini ve Gazze için acil ve kalıcı bir ateşkesin sağlanması için mevcut tüm araçları kullanın.
* On yıllardır süren sürgünlerin ve Filistin topraklarının yasadışı işgalinin sona ermesi için çaba gösterin.
* Uluslararası yargı yetkisini kısıtlama olmaksızın destekleyin ve kararlarını tam olarak uygulayın.
* İsrail hapishanelerinde yasadışı olarak tutuklu bulunan binlerce ve Gazze’de rehin tutulan düzinelerce savaş suçu kurbanının serbest bırakılması için çaba gösterin.
* Filistinlilerin bireysel ve kolektif özgürlüğü ve eşitlik haklarının gerçekleştirilmesi için çaba gösterin.
* Almanya’da ifade, toplanma ve bilim özgürlüğü haklarını koruyun. Filistin ile dayanışma hareketinin meşru protestolarını ve ifade özgürlüğünü bastırmayı sonlandırın.
İsrailli veya Filistinli aktörler tarafından işlenmiş olsun, tüm savaş suçlarını ve insan hakları ihlallerini kınıyoruz. Bizim için uluslararası hukuk ve insan hakları her zaman ve herkes için geçerlidir. Ancak Gazze’deki toplu katliamlar ve sistematik yıkım karşısında, eleştirilerimizi öncelikle İsrail hükümetine ve destekçilerine yöneltiyoruz.”
Daha fazla bilgi için şu linke takip edebilirsiniz: Zusammen für Gaza.
Garip Bali /Berlin

