HomeManşetAlmanya

8 Mart: Dünya Emekçi Kadınların Mücadele Günü

Bugün tüm dünyada kadınlar eşitlik, özgürlük, adalet ve dayanışma için yine sokaklarda olacaklar.

Kadınların tarihsel mücadelesinin simgesi haline gelen 8 Mart sadece bir kutlama değil, aynı

zamanda süregelen eşitsizliğe, şiddete, savaşlara ve sömürüye karşı bir mücadele ve dayanışma

günüdür.

Kadınların tarihsel mücadelesi üç temel taleple yola çıkmıştır.

  • Ekonomik eşitlik, güvenceli çalışma koşulları

  • Siyasal haklar ve siyasette temsiliyet ve

  • Toplumsal eşitlik.

 

Yıllardır verilen mücadeleye rağmen kadınlar hala ekomik özgürlüklerini kazanamamış durumdalar.

Bir çok işkolunda aynı işi yapmalarına rağmen hala aynı ücreti alamamakta, güvencesiz işlerde, daha çok bakım, temizlik, sağlık, eğitim gibi düşük ücretli kısa zamanlı ve güvencesiz işlerde calışmak zorundalar.

Bir de ev içi ücretsiz emek var. Kadınlar hiç bir sosyal güvencesi olmadan ev içi işleri, çocuk bakımı, aile bakımı gibi işleride üstlenmek zorunda.

Ücretteki eşitsizliği belirlemede Equel Pay Day ve Gender Pay Day gibi ölçütler kullanılmakta: 1 Yılda kadın ve erkeklerin ücret eşitsizliğinin belirlendiği gün.

Farklı ülkelerde, farklı tarihlerde belirlenen ücret eşitliği günü Almanya’da bu sene 27 Şubattı. Yani Almanya’da bu yılda kadınlar erkeklerle aynı geliri elde edebilmek için 57 gün fazla çalışması gerekiyor.

Göçmen ve mülteci kadınların durumu daha vahim.

Dil yetersizliği, geçici çalışma ve oturum izni, mülteci kadınların bir çoğunun mülteci yurtlarında barınıyor olması, her an geri gönderilme korkusu, kısa süreli sözleşmeleri, asgari ücretin bile altında ücretlendirilmeleri göçmen ve mülteci kadınların hayatlarını daha zorlaştırıken çifte sömürüye maruz kalıyorlar.

Bir çok ülkenin parlamentosunda kadın milletvekilleri, bakanlar hatta Başbakanlar olsa da hala siyasi arenada kadın hak ve özgürlüklerini koruyan, yeterli politikalar üreten bir temsiliyet sağlanmıyor. Siyaseti belirleyen erkeklerin alt kadroları olarak temsiliyetsizliği temsil ediyorlar.

Federal Almanya Parlemontusunda son seçimlerde kadın temsiliyeti gerileyerek %35den %32,4‘e düştü. Sol partilerde temsiliyet oranı %55 -%60larda seyrederken sağ, muhafazakar partilerde bir hayli düşük. Son kurulan hükümette 17 Bakanlıktan 8ni kadınlara verdilerse de son sözü söyleyen yine eril sistem.

gerçi bir zamanlar göreve gelirken Feminist dış politika yapacağım diyerek gelip, eril sistemi, savaşları, silahlanmayı desdekleyen bir Dışişleri bakanı vardı.

Uzun mücadelelerle bir takım haklar elde edinilmiş olsa da kadınlar hala toplumsal bir eşitlik elde edemediler. Komünal toplumda toplumsal bir eşitliğe sahip olan kadınlar, feodal topluma, oradan özel mülkiyete dayalı kapitalist sisteme geçişte kadın emeği daha ucuz bir işgücü olarak keşfedilip tezgahdaki yerini aldı. Özellikle savaş zamanlarında boş kalan makinaların başına kadınları geçirdiler, hem aynı yapılıyordu, hem de daha ucuzdular.

Kadın emeği üretim alanında ucuz işgücü olarak sömürülürken ücretsiz ev içi emeğide görünmez kılınmakta.

Kadınlar uzun yıllardır baskıya, sömürüye, katledilmelerine karşı verdikleri mücadeleyi toplumun diğer güçleriyle ortaklaştırmak zo

runda. Kadın mücadelesi patriyarkal ve kapitalist sisteme karşı örgütlü bir güç olmak zorunda. Gücü ve Parayı elinde tutan, dünyayı kann gölüne çeviren bir avuç azınlığa karşı başta kadınlar ve diğer ezilenlerle bir olmanın dışında başka bir seçenek yok.

Gülhan Sarıdoğan