Kalabalık Olmak mı, Bir Olmak mı?
Bazı günler vardır; sayıların büyüklüğü insanı etkiler. Meydanlar dolar, sahneler kurulur, sloganlar atılır, alkışlar yükselir. O an baktığınızda her şey kusursuz görünür.
Fakat zaman geçip kalabalık dağıldığında geriye tek bir soru kalır: Gerçekten ne kazandık?
İlk kez düzenlenen “Be One” festivali, katılım açısından kuşkusuz önemli bir başarıydı.
Binlerce insanın aynı alanda buluşması, farklı şehirlerden ve ülkelerden gelen canların aynı meydanda yan yana durması küçümsenecek bir durum değildir. Hele ki kurumlarımızın son yıllarda ayrışmalar, kırgınlıklar ve tartışmalar yaşadığı bir dönemde bu tablo umut vericiydi.
Belki de en güzel yanı, yıllarını yol hizmetine vermiş, mücadele etmiş, sonra sessizce köşesine çekilmiş insanların yeniden birbirlerini görmeleri ve hasret gidermeleriydi.
Bir diğer sevindirici taraf ise gençlerin yoğun katılımıydı. Çünkü bir inanç ancak genç kuşaklar tarafından sahiplenildiğinde geleceğe taşınabilir.
Fakat bütün bu güzelliklerin yanında insanın zihnini kurcalayan bir soru da vardı:
Biz bu festivalde Aleviliği ne kadar anlattık?
Alevilik yalnızca bir kalabalık değildir.
Alevilik bir yaşam biçimidir.
Bir ahlaktır.
Bir vicdandır.
Bir sorgulamadır.
Bir kültürdür.
Bir hafızadır.
Bir meydanda binlerce kişi toplanabilir. Fakat o meydandan ayrılan gençlerden kaç tanesi Aleviliğe dair yeni bir şey öğrendi?
İşte asıl mesele burada başlıyor.
Festival alanında Alevi tarihini anlatan stantlar daha görünür olabilirdi. Alevi yazarlarının, araştırmacılarının ve akademisyenlerinin katıldığı söyleşeler yapılabilirdi.
Gençlerin soru sorabileceği, inançlarını tanıyabileceği, köklerini öğrenebileceği alanlar oluşturulabilirdi.
Yöresel kıyafetlerimiz, el sanatlarımız, kadınlarımızın emeği, mutfağımızın zenginliği ve kültürel mirasımız daha güçlü şekilde temsil edilebilirdi.
Sahne yalnızca eğlendiren değil, düşündüren bir yer de olabilirdi.
Deyişlerimiz, nefeslerimiz, ozanlarımız ve yüzyıllardır bu yolu taşıyan sanatçılarımız daha görünür olabilirdi.
Çünkü mesele sadece bugün değildir.
Mesele, yarındır.
Mesele, bizden sonra gelecek kuşaklara ne bırakacağımızdır.
“Be One”…
Güzel bir slogan.
Ama bir olmak sadece yan yana durmak değildir.
Bir olmak; ortak değerlerde buluşabilmektir.
Bir olmak; eksikleri konuşabilmektir.
Bir olmak; yanlışlara rağmen susmak değil, doğruları cesaretle ifade edebilmektir.
Bugün belki de kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor:
Biz neyi büyütmeye çalışıyoruz?
Kalabalıkları mı?
Yoksa yolu mu?
Otuz, kırk yıldır emek veren insanların mücadelesi nereye gidiyor?
Cemlerde paylaşılan lokmaların, verilen hizmetlerin, ödenen bedellerin geleceğe yansıması nasıl olacak?
Gençlerimize nasıl bir Alevilik bırakıyoruz?
Sloganlardan ibaret bir Alevilik mi?
Yoksa bilgiyle, irfanla, ahlakla ve hakikat arayışıyla yoğrulmuş bir yol mu?
Çünkü Alevilik susmak değildir.
Haksızlık karşısında baş eğmek değildir.
Kişilere göre şekil almak değildir.
Yolumuzun temelinde akıl vardır.
Vicdan vardır.
Ahlak vardır.
Edep vardır.
Ve en önemlisi sorgulama vardır.
Birlik olmak; yanlışları görmemek değildir.
Birlik olmak; sorgulamadan alkışlamak değildir.
Gerçek birlik, hakikatin etrafında buluşabilmektir.
Bir festivalin başarısı yalnızca kaç kişinin geldiğiyle ölçülmez.
Kaç kişinin gönlüne dokunduğuyla ölçülür.
Kaç gencin kendisini bu yolun bir parçası hissettiğiyle ölçülür.
Kaç insanın eve dönerken zihninde yeni bir pencere açıldığıyla ölçülür.
Çünkü Aleviliğin geleceği ne sahnelerde ne sloganlarda ne de kalabalıklarda saklıdır.
Aleviliğin geleceği; düşünen, sorgulayan, özüne sahip çıkan ve hakikati arayan insanların yüreğinde yaşayacaktır.
Yolumuz makamların değil, hakikatin yoludur.
Yolumuz kişilerin değil, ikrarın yoludur.
Yolumuz kalabalıkların değil, insan-ı kâmil olma arayışının yoludur.
Ve belki de bugün, her zamankinden daha fazla, Hacı Bektaş Veli’nin şu sözünü hatırlamaya ihtiyacımız var:
“Her ne arar isen kendinde ara; Kudüs’te, Mekke’de, Hac’da değildir.”
Çünkü eksikleri önce kendi içimizde arayabildiğimiz gün, kalabalık olmaktan çıkıp gerçekten bir olmaya başlayacağız.
Ask ile
Şirin Eral Ok in kaleminden

