Bir Romanın Aynasında Toplum: Nava Ebrahimi Ulm’de Empatiyi Anlattı – Şirin Eral-Ok

HomeManşetAlmanya

Bir Romanın Aynasında Toplum: Nava Ebrahimi Ulm’de Empatiyi Anlattı – Şirin Eral-Ok

Bazen bir yazar yalnızca kitabını okumaz; yaşadığı dünyayı, tanıklıklarını ve insanı da okur. Ulm’de düzenlenen Nava Ebrahimi’nin katıldığı kitap söyleşisi, tam da böyle bir buluşmaydı. HDB Ulm e.V. ile Stadt Ulm’un iş birliğinde gerçekleştirilen etkinlik, HDB Ulm adına Kemal Ülker ile VHS Ulm  Daniel Kanzleiter’in katkıları sayesinde, edebiyatın toplumsal meselelerle nasıl iç içe geçtiğini gösteren unutulmaz bir kültür akşamına dönüştü.

EinsteinHaus Club Orange’da gerçekleştirilen ve yoğun ilgi gören buluşmada, Alman-İranlı yazar Nava Ebrahimi, Und Federn Überall adlı romanından bölümler okudu; ardından okurlarıyla samimi ve düşündürücü bir söyleşi gerçekleştirdi. Salonda yalnızca bir roman konuşulmadı. Göç, aidiyet, ötekileştirme, kadın dayanışması, kapitalizmin insan ve doğa üzerindeki etkileri, hayvan hakları ve toplumsal kutuplaşma üzerine derinlikli bir fikir alışverişi yaşandı.

Romanın geçtiği Emsland bölgesi, Almanya’nın en büyük endüstriyel tavuk üretim merkezlerinden biri. Nava Ebrahimi’nin seçtiği bu mekân, tesadüf değil; aksine modern dünyanın hız, verimlilik ve kâr hırsının hem insanı hem de doğayı nasıl dönüştürdüğünü anlatan güçlü bir metafor. Roman boyunca karşımıza çıkan “woody breast” sendromu da yalnızca tavuklarda görülen biyolojik bir rahatsızlık değil; giderek duygularını sertleştiren, birbirini dinlemeyi unutan çağımız insanının da simgesi hâline geliyor.

Söyleşide en çok üzerinde durulan noktalardan biri ise, romanın karakterlerini “iyi” ya da “kötü” kalıplarına sıkıştırmamasıydı. Nava Ebrahimi, insanların çoğu zaman yaşadıkları ekonomik, sosyal ve psikolojik baskılar altında yanlış yönlere savrulabildiğini anlatarak, edebiyatın görevinin yargılamak değil, anlamaya çalışmak olduğunu vurguladı.

Bu yaklaşım, söyleşiyi sıradan bir kitap tanıtımının ötesine taşıdı. Çünkü o akşam Ulm’de konuşulan aslında tek bir romandan çok daha fazlasıydı. İnsanların birbirine neden yabancılaştığı, öfkenin nasıl üretildiği, aidiyet duygusunun nasıl şekillendiği ve dayanışmanın neden her zamankinden daha önemli olduğu tartışıldı.

Salonun doluluğu da bunun en açık göstergesiydi. Farklı yaşlardan ve farklı kökenlerden insanlar, aynı masanın etrafında yalnızca bir yazarı dinlemek için değil; birbirlerini anlamak ve ortak bir gelecek üzerine düşünmek için bir araya gelmişti.

Belki de gecenin en güçlü mesajını yine Nava Ebrahimi’nin edebiyatı verdi. Romanlar dünyayı değiştirmeyebilir; ama insanın dünyaya bakışını değiştirebilir. Bakış değiştiğinde ise toplum da değişmeye başlar.

İşte bu nedenle Ulm’deki bu buluşma, yalnızca başarılı bir kitap söyleşisi değil; empatiyi, çoğulculuğu ve dayanışmayı yeniden hatırlatan güçlü bir kültür etkinliği olarak hafızalarda yerini aldı.

Çünkü bazen büyük değişimler, tek bir cümleyle değil; aynı masanın etrafında birbirini gerçekten dinleyen insanların sessizliğiyle başlar

15.07.2026 , Şirin Eral-Ok