Berlin: Abluka altındaki Sol Parti’nin sınavı / Garip Bali

HomeManşetAlmanya

Berlin: Abluka altındaki Sol Parti’nin sınavı / Garip Bali

Berlin: Abluka altındaki Sol Parti’nin sınavı

Eylül 2026‘de Almanya’nın üç ayrı eyaletinde yapılan seçimlerin sonuçları saflaşmaların keskinleştiğini ve olası yönelimleri ortaya çıkarmaktadır.

  • Baskıcı Korona uygulamaların topluma dayatılmasından,

  • Silahlanmadan, savaşların körüklenmesinden, toplumun militaristleştirilmesinden,

  • Sosyal devletin aşınmasından, pahalılıktan, kiraların artmasından,

  • Halk yoksulaşırken sermaye ve varlıklıların korunmasından,

  • Soykırımcı ve diktatör rejimlerin meşrulaştırılmasından,

  • Meşru protesto hareketlerinin bastırılmasından, eleştiril medyanın susturulmasından,

  • Iklim değişiminin giderek tehlikeli boyutlara varmasından,

  • Göçmen ve mültecilerin günah keçisi ilan edilmesinden, kriminalize edilmesinden, ırkçı uygulama, politika ve saldırılardan

  • ….

sorumlu düzen partileri (CDU/CSU/SPD/Yeşiller/FDP)i son seçimlerin de gösterdiği gibi ciddi oranda oy kaybederken ırkçı-fasit AfD oylarını ikiye katlıyor.

Değişik araştırmaların ortaya çıkardığı gibi halkın büyük bir oranı hem silahlanma ve savaştan hem de sosyal hakların kısıtlanmasından hoşnut değil. DGB’yeii yakın Hans-Böckler-Stiftung vakfının yaptığı bir araştırmayaiii göre halkın % 76‘si reform paketleri ve sosyal kısıtlamaları red ediyor. Yetişkinlerin % 81‘i emeklilik, sağlık sigortası ve bakım alanında planlanan kısıtlamalardan dolay mali güvence noktasında ciddi kaygılara sahip.

„Alınterin! Senin emeğin. Senin sağlığın. Senin emekliliğin“ şiarı ile DGB 26 Eylül’de Almanya’nın 15 kentinde eylem günleri düzenledi. Almanya genelinde toplam 175.000 insanın yürüdüğü açıklanıyor. Yalnız Nürnberg’de 25 bin ve Berlin’de 15 bin insan katıldı.

Sermayenin has adamı mevcut Başbakan Merz (CDU) toplumun % 80 tarafınfan benimsenmiyor. CDU tarihinde ilk defa % 5 barajın altında kalarak Mecklenburg-Vorpommern eyaletinin parlamentosuna giremedi. CDU ve SPD’den ibaret mevcut hükümet onay kirizi yaşıyor. Düştü düşecek gibi bir durum söz konusu.

Solun da kaale alanır sosyo-ekonomik ve politk alternatifler sunamadığı bir dönemde kazanan demagojik söylemlerle halkın duygularına seslenen ırkçı-faşist AfDiv oluyor. Her eyalette oylarını ikiye katlayarak güçleniyor.

Berlin seçimleri, Elif Eralp ve dik kalma sorunu

Berlin seçim sonuçları solun, sosyal sorunların çözümüne ilişkin sunduğu alternatiflerle ciddiye alınır bir seçenek olabileceğini gösterdi. Seçimlerde elde edinilen başarı, söylemlerin uygulanmaya geçirilmesi ve siyasi konulardaki dik duruşuyla korunmalı. Yani önemli olan solun sadece yaşam koşullarının iyileştirilmesi için vaad ettiği hedeflerde ısrarlı olması değil, aynı zamanda insan hakları, savaş suçları, soykırımlar, emperyalist politikalar konusunda da dik duruşlu olduğunu göstemelidir. Yoksa uzun vadede bu başarı buharlaşabilir.

Şubat 2025‘den beri giderek güçlenen Sol Parti zirveyi 20 Eylül Berlin eyalet seçimlerinde yakaladı. Sol Parti oylarını ikiye katlayarak %25.3‘lük bir oranla birinci parti oldu. Partinin Belediye Başkan adayı Elif Eralp Berlin’de koalisyon kurma görevini üstlenmiş oldu. Sol Parti Berlin seçimlerinde savaşlar (Rusya-Ukrayna, İsrail-Gaze, ABD-İran, ..), kapitalizm, ekonomi gibi büyük konulara fazla dokunmadan, ağırlıklı olarak konut sorunu konusunda „büyük emlak şirketlerinin kamulaştırılması“ ve kira yükselişlerinin durdurulmasını öne çıkardı. Bunun yanı sıra herkes için ödenebilir bir yaşam, hiç bir kimliğin ayrıma uğramadan güvenli yaşayabilmesi, ödenebilir ulaşım, ucuz halk kantinleri gibi somut vaadlerle seçim propagandası yaptı. Bu tür vaadler ve talepler doğru ve güzel ama neticede sosyal demokrat bir partinin de dillendirebileceği/dillendirmesi gereken söylemler. Berlin Sol Parti’sinin eyalet yönetiminde yer almasıyla -hele de SPD ve Yeşillerle üçlü bir koalisyonun ortağı olarak- büyük toplumsal değişimleri gerçekleştirme imkanı olmasa da siyasi duruş olarak savaşlara, NATO’ya, soykırımcı İsraile, kapitalizme, emperyalizme vs. karşı açık ve net tavır alması – hem seçim öncesi hem de seçim sonrai- gerekir.

Berlin Sol Parti’sinin ablukaya alınması

Ama bu konularda kararlı bir duruş söz konusu olmadığında, burjuva basını ve siyasetinin açık saldırısına, baskısına ve suçlamasına maruz kalması şaşırtıcı değil. Nitekim Berlin’de Sol Parti’nin olağanüstü başarısını hazmedemeyen düzen partileri ve basını Berlin Sol Parti’sini borbardımana tutmuş durumda.

Sol Partinin büyük konut sahiplerini kamulaştırma hedefi özel mülkiyete sosyalist bir müdahale olarak karalanmaya çalışılıyor. Halbuki, 2021‘de yapılan bir halk oylamasında Berlin halkının % 59,1‘i kamulaştırmayı kabul etmişti. Ama halkın iradesini tanımayan sözde demokratlar, şimdi Sol Parti’yi kurulacak Berlin yönetiminin dışında tutmaya çalışıyorlar. Sol Parti’nin koalisyonda yer almadığı bir durumda geriye seçimlerde hezimete uğramış üç partiden ibaret (Yeşiller/CDU ve SPD) bir koalisyon seçeneği kalıyor.

Sol Parti’nin kurulacak bir koalisyonun parçası olamaması için, yani Yeşillerin ve SPD’nin Sol parti ile bir koalisyona yanaşmamaları için, Sol Parti yahudi düşmanı ilan edilerek ve kriminellerle ilişkilendirilerek itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor.

Siyasetiyle medyası ile egemenler Almanya’da düzeni eleştiren her kesimi yahudi düşmanı ilan ederek itibarsızlaştırma geleneğine sahipler. Kendileri bir yandan – başta İsrail olmak üzere – en zalim rejimleri desteklemekte bir beis görmezlerken, itibarsızlaştırmak istedikleri bir kesimi ise arsızca ve küstahça yoğun bir karalama kampanyasına tabi tutarlar. İşte Berlin’de seçim başarısı ile koalisyon kurma yetkisini elde etmiş Sol Parti böylesi bir linç kampanyası ile karşı karşıya.

Sol Parti kendini savunmaya çalışma gibi zayıf bir pozisyonundan hareket ediyor. Bu durum İsrail ve yahudi düşmanlığı suçlaması konusunda net ve kararlı bir tutuma sahip olmamasından kaynaklanıyor. Bir kere İsrail devletinin işgalci, sömürgeci ve soykırımcı bir rejim olduğunu çok önceden net bir şekilde ifade edebiliyor olmalıydı. Ama aksine yakın bir geçmişte, İsrail’i haklı ve sert bir şekilde eleştiren Sol Parti içi kesimlere, Elif Eralp’in de dahil olduğu hükümetçi kanat tarafından aşırılık, yahudi düşmalığına eğilimli olmak gibi gerekçelerle mesafe konuldu. Hatta partiden ihraç edilenler bile oldu.

Örneğin Niedersachsen Sol Partisinin İsrail devleti karşıtı kongre kararları ve Berlin-Neukölln-Sol Parti’sinin seçim etkinliğinde bir Rapçının „Yallah yallah intifada“ ve „Kahrolsun İsrail Ordusu“ sözlerinden dolayı, aşırılık, yahudi düşmanlığı ve sivillere karşı şiddet çağrısı yapılıyor gereckçeleriyle Sol Parti yöneticileri ve Elif Eralp tarafından uyarıldılar.

Elif Eralp ve Sol Parti yöneticileri İsrail devletinin eleştirilmesinin yahudi düşmanlığı ile karıştırılmaması gerektiğini söyleseler de, Berlin Sol Parti’sini bitirmek isteyen iki yüzlü egemen güçlerin umrumda değil.

Sol Parti, soykırımcı İsrail yanlılarına ve suç ortaklarına insanlık suçu işlediklerini, terörist devletlerle ve kriminellerle ortak hareket ettiklerini yüzlerine vurmak yerine Staatsräsonv çerçevesinde kendini savunmaya çalışması zayıf bir noktadan hareket ettiğini göstermektedir.

Yahudi düşmalığı suçlamasının siyasi amaçlarla araçsallaştırıldığını 150 yahudi aydınının imzaladığı açık mektupda çok net bir şekilde ifade ediliyor.vi

Başka bir karalama konusu da, adı Clankriminalität’evii karışmış Remmo ailesinden birinin Sol Parti’nin seçim gecesi zafer kutlamasına katılmış olması. Büyük bir olay yakalanmışçasına Sol Parti manşetlerde organize suç örgütleriyle yan yana getiriliyor. Bu da aslı astarı olmayan iğrenç bir suçlama. Bir kere adı geçen şahıs, herkese açık bir seçim kutlamasına davetsiz geliyor. Fark edildiğinde ise uzaklaştırılıyor.

Ama bu karalamayı yapan CDU’nun 2021 yılında Remmo ailesini Berlin parlamentosuna davet ederek ağırladığını ispatlayan fotoraflar ortaya çıktı.

İşte bu olay da burjuva ahlakının iki yüzlülükte sınır tanımadığını bariz bir şekilde ortaya koyuyor.

Bu iki yüzlü ahlak korosuna Türkiye kökenli ‘demokrat’ kesimlerin överek bitiremedikleri Cem Özdemir’in de katılmasına şaşırmadık. O da kalkmış Sol Parti’yi AfD ile eş tutarak, SPD ve partisi Yeşillere, Sol Parti ile koalisyon kurmayın çağrısında bulunuyor.

Nihai soru: Sol Parti Berlin’de koalisyon kuracak mı kuramayacak mı?

Başta sölemiş olayım: Hükümette yer almakla kaybeden sol olur.

Bence – hele de bu korkunç karalama kampanyasından sonra – Sol Parti çirkin saldırıları deşifre eden, burjuva partilerinin iki yüzlülüğünü ortaya çıkaran, daha da önemlisi kapitalist düzene karşı sol-sosyalist bir toplum projesini geliştiren muhalefet çizgisini tutturmalıdır. Yoksa kaybeden sol olur.

Sol Parti Berlin’de 2001-2011 arasında hükümet ortağı olduğu dönemden sonra yapılan seçimlerde mutlak olarak 181.000 seçmen kaybetmiştir. Aynı şekilde 2016-2023 arasında hükümet ortağı olduğu dönemden sonra yapılan seçimlerde de mutlak olarak 71.000 oy kaybetmiştir. Muhalefette olduğu 2011-2016 yıllarından sonra yapılan seçimlerde ise mutlak olarak 85.000 oy kazanmıştır.

Sol parti hükümet ortağı olduğu dönemlerde kapitalist düzende kaçınılmaz olan özelleştirmelere, kısıtlamalara, halk aleyhine yapılan her türlü uygulamalara da ortak olduğu için güven ve oy kaybetmiştir.

Sol Parti 25 Eylül’de yaptığı olağan üstü kongresinde SPD ve Yeşillerle koalisyon görüşmeleri yapma kararı aldı. Atılan pislik ve karalamalara rağmen böyle bir karar almalarına şaşırmadım, çünkü parti içinde sözü geçen hükümetçi kanat, ne olursa olsun Berlin Senatosunda (Berlin eyalet hükümetinin adı) yer almak istiyor. Bari koalisyon görüşmelerinde hiç bir konuda taviz vermeyip koalisyon kurulamadığında diğer partilerin halkın lehine olan talepleri red ettikleri için, koalisyonun kurulamadığını açıklayıp meşru ve güven verici bir duruşu koruyabilseler.

Eğer tavizler vererek koalisyon kurarlarsa, dolayısıyla vaadlerini de yerine getiremezlerse, sol büyük zarar görür. Egemen siyasete ve AfD’ye alternatif olabilecek tek seçenek olan Sol Parti de cazibesini kaybeder.

Garip Bali /Berlin

i CDU (Christlich Demokratische Union Deutschlands, Almanya Hristiyan Demokratik Birlik Partisi)

CSU (Christlich-Soziale Union in Bayern e.V., Bavyera Hristiyan Sosyal Birligi)

SPD (Soziademokratische Partei Deutschlands, Sosyal Demokrat Parti )

Yesiller (Bündnis 90/ Die Grünen, 1990 Birlik Partisi ve Yesiller)

FDP (Freie Demokratische Partei, Hür Demokratik Parti)

ii DGB (Deutsche Gewerkschaftsbund, Alman Sendikal Birligi)

iv AfD (Alternative für Deutschland, Almanya icin Alternatif)

v İsrail devletinin varlığını koşulsuz kabul eden alma devletinin bekassı

vii Kimi arap ailelerini kast eden aşiret suçluluğu veya klan suçluluğu